«
  1. Ana sayfa
  2. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde*

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde*

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde

Herkese merhabalar, bu hafta 2018 Nobel Edebiyat Ödüllü yazar olan Olga Tokarczuk’un Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kitabından alıntılar yapacağım. Kitabın ana konusu; Avcılık. Ekoloji aktivisti olan Tokarczuk, kitabında, spor olarak bile adlandırılmış olan avcılığın dini anlamda nasıl -tam övülmese de- ‘doğanın kanunu’ adı altında anılabileceğini ve çocuklara bile küçük yaşlarında nasıl ‘prosedür’ olarak gösterilen anma törenleri ile benimsetilmek istendiğini bize çok iyi aktarmış. En iyi kitap alıntıları artık Dırdırcı’da!

Bu kitabı seçmemin sebebi son haftalarda sosyal medyada sıkça rastladığımız #saveralph etiketiyle paylaşılan Humane Society International’ın yayınladığı temizlik, kozmetik, giyim ve daha birçok alanda üretilen ürünlerin deneylerine tabi tutulan hayvanların yaşadıklarını, deneylere maruz kalan bir tavşanın ağzından anlatıldığı kısa filmin hepimizi derinden üzmesi oldu. Hayvan deneyleri yapan markalar sadece belli bir sektöre ait olmadığı gibi bu ürünleri kullanan bireylerin cinsiyetlerine özgü de olmadığı tartışılmaz bir gerçek. Hepimizin gün içerisinde kullandığı deodorant ya da X marka giyim ürününün ait olduğu marka veya marka grubu bu deneyleri yapan markalardan olabilmekte. Bize düşen insani görev, bu deneyi yapan ve yapmayan markaları bilmek ve bilinçli olarak tüketim ihtiyaçlarımızı #crueltyfree dediğimiz, hayvan deneyi yapmayan marka ve marka gruplarından giderebilmek. Bu yüzden size hayvan deneyi yapan markalar ve hayvan deneyi yapmayan markaları da buraya ekliyorum.

⇒ Kısa filmi izlemek için tıklayabilirsiniz!

Kısa filmin detaylarını öğrenmek için ise buraya tıklayabilirsiniz!

Ayrıca kullandığınız marka listelerde gözükmüyorsa ve cruelty-free olup olmadığını araştırmak istiyorsanız, Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler (PETA, People for the Ethical Treatment of Animals)’in marka araştırma sitesine de bakabilirsiniz!

“Hayvan testleri olmasaydı, ‘normal bir tavşan gibi’ tarlada olurdum”

Fotoğrafta açıkça görünüyordu. Bir insanın aklına gelebilecek en iyi cinayet kanıtı.
Üniformalı adamlar ayakta sıra halinde duruyorlardı, önlerindeki çimenlerin üstünde Hayvanların dikkatle düzenlenmiş cesetleri yatıyordu -yan yana Tavşanlar, iki Yaban Domuzu, biri büyük biri küçük Geyikler, Sülünler, ve Yaban Ördekleri ve Çamur Ördekleri, küçük benekler gibiydi, sanki bu Hayvanların bedenleri bana yazılmış bir cümle gibiydi ve Kuşlar, “bu iş sürecek de sürecek” demek için uzun bir elips oluşturmuşlardı.
Ancak fotoğrafın köşesinde gördüğüm şey neredeyse bayılmama neden olmuştu ve gözlerim kararmıştı. … Fotoğrafın köşesinde, düzgünce yatırılmış üç ölü Köpek yatıyordu, ödül gibi. Biri bana yabancıydı. Diğer ikisi benim Küçük Kızlarımdı.
Adamlar, fotoğraf için poz verirken üniformaları içinde gururlu gözüküyorlardı. … Aile babaları, örnek vatandaşlar. … Ayaklarının ucunda duran cesetler olmasa, bu adamların, kendinden memnun duruşlarından mutlu bir olayı kutladıklarını düşünürdünüz.

Sonunda Küçük Kızlarıma ne olduğunu anlamıştım. Onları ümidimi kaybedinceye kadar, Noel’den beri aramıştım.

Doğruyu söylemek gerekirse, “kaçak avlanmak”la “avlanmak” arasındaki farkı hiç anlamamışımdır. İki sözcük de öldürmek anlamına geliyor. İlki gizli, yasalara aykırı, sonrakiyse açıkça, yasanın tam yetkisiyle.

Kitapta da sıkça geçen efsane şarkıyı da buraya bırakıyorum, iyi dinlemeler!

Bir Cevap Yaz

Sedii Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *