Met-Cezir

Met-Cezir

Ben sana beyazı yazmıştım
Sen karaladın yazdıklarımı.
Ben denizi de sana bırakmıştım.
Sen çekildin.
Hem de defalarca
Bu nasıl bir Met-Cezir?
Yazık olmadı mı onca suya?
Ay mıydı çeken gözlerini tüm kıyılardan?
Yoksa sen o kadar gitmiş miydin?
Bakışlarından sular çekilmiş,
Kurumuş içinde kaybolduğum erik bahçeleri
Yosun kokusu kalmış sadece kıyılarında gözlerinin.
Ben, senden sakladım siyahı, bulama diye.
Nereden bilebilirdim, gözlerinin gözlerime takıldığı bir anda çalacağını?
Söyle, hangi kıtada kaldıysa biraz deniz, alıp, avuçlarımda getireyim bakışlarının kıyısına,
Yeter ki çekilme, yine kaybolmasın bakışlarım, yosun kokan gözlerinin kıyısından.
Söyle, Ay ise bu Met-Cezirlere sebep,
O’nu uyutayım denizin ayağında.
Hiç uyanamasın o büyülü ninnilerinden dalgaların.
Yakamoz olsun denizin içinde, sokulamasın bir daha göğün koynuna.
Bir daha olmasın Met-Cezir!
Söyle! bu gel-gitler olmayacak de
Sırf Met kalacak sana, Cezirleri boğacağım yakamozlarda de.
Söyle!
Sana erik bahçeleri verip, siyah üzümden şaraplar içeceğim bakışlarında de.
Söyle! iklimine gecikmiş bütün kırlangıçların, canhıraş dönüşlerine yayacağım hayallerimi de.Sevdiğim en güzel repliği söyle bana;
“Ben Gülbeşekeri çok çok sevdim” de.
Söyle!
De ki…

İç döküş yazılarının tamamı için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

1 Yorum

  1. Bakınız: Ben Temmuz - Dırdırcı - İç Döküşler

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir