«
  1. Ana sayfa
  2. Kitap Alıntıları
  3. Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz***

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz***

Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz

Haftayı bitirirken; günün şarkısını da baştan eklemek istedim; iyi okumalar!

Rüzgar ağaçları salladıkça duvarda oynayan gölgeler, olan biten sanki yeterince dramatik değilmiş gibi sahneyi iyice acıklı hale getiriyordu. Fonda karın aydınlığıyla somona yakın bir renge boyamış karton koliler, yerlere saçılmış eşyalar. Kırık bir makarna süzgeci. Bir plastik kova. Emek sineması bileti. Giyilmekten şaftı kaymış bir sutyen. Kedinin kumu. Eski gazeteler. Toz yumakları. Duvarda çerçevesiz çiviler, bir zamanlar orada bir hayat yaşandığını hatırlatan çerçeve izleri. Yer yer dökülmüş duvar boyası üzerinde her biri başka bir anıyı muştulayan lekeler, vuruklar, çizikler, izler, bok püsür. İşim kolay değildi. 

Yok, taşınmayı sevmiyordum ben. Hayatta istikrarla yaptığım tek şey de olsa yer değiştirmek, sevmemek az kalırdı, taşınmaktan nefret ediyordum. Evini değiştirmek, yatağını değiştirmek gibiydi bir nehrin. Sancısı büyüktü. Yine de galiba bazı insanlar yolda olmak için geliyorlardı hayata. Dikiş tutturamayan, bir yerde uzun süre kalamayan, doğuştan huzursuz insanlardık biz. Ne kadar istesem de, bazıları gibi yıllarca aynı sokaktan yürüyüp aynı eve varamazdım ben mesela, aynı anahtarla aynı evin kapısını açamazdım. Yerinde durmadı ki h hayat, o dursa ben durmadım. Ne zaman “evimdeyim” hissi peyda olsa içimde, ani bir manevrayla başka bir yöne saptı hikaye. Sonrası bilindik mevzular, hadi bakalım, ev bininci kez kutulara dolduruldu, tekerleklerin üzerine yüklendi, başka bir yere taşındı. Eve yürüdüğüm yol değişti biteviye. Yatağım değişti, yatağa sırtüstü uzandığımda baktığım tavan. Pencereden görünen ağaç. Ekmek ve yoğurdu aldığım bakkal. En iyi kitap alıntıları

Denemiyor değilim, yani yerleşmeyi. Ama bavulum “ne zaman gidiyoruz?” der gibi dolabın üzerinden gözlerini dikip bana bakıp durmaktan vazgeçmedi. Kimin bavulu! Bazı eşyaları kutularından dahi çıkarmadığım oldu. Hani koltuğun ucuna oturursun her an kalkacak gibi, arkana yaslanıp rahat ettirmezsin ya kendini. Aynen öyle, her seferinde yeni bir hayatın ucuna oturdum ben de. Her an çekip gidecek gibi. Gibisi fazla, aslında hep biliyordum sanki zaten bir gün çekip gideceğimi. Bakma her seferinde bu son deyişime, hep bir huzursuz, bir rahatsızdım kök salmaya elimin bir türlü varmadığı hayatlarda. 

*******

Gün ağarmaya başladığında hala uyanıktım. Sandalyeden kalktım, son kez yatağıma uzandım. Kedi uzun hesaplamalar sonucu en yüksek koliyi bulmuş, tepesinde bir süre döndükten sonra, aradığının bu olduğuna ikna olup nihayet kıvrılıp uyuyakalmıştı. Hüzün kedilere işlemiyordu. Bir kez daha anladım. İnsanlar her şeyi çok abartıyordu. Tavana baktım. Tavanda yerini ezbere bildiğim o çatlağı gözümle buldum. “İyi ki karton koliler var” diye düşündüm. 

Bir Cevap Yaz

Sedii Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *